Bugün deniz kenarında otururken gördüğüm küçük bir çocuğun bana çağrıştırdıklarından yola çıkarak bu blog yazımı yazmak istedim. Küçük çocuk plaj havlusunun beyaz renkli ters yüzünü çevirmiş, sadece “güneşten kararmış çırpı bacakları” görünecek şekilde havluyu kafasından aşağı sarkıtmış, “BÖÖ!” “BÖÖ!” diye bağırarak hayalet rolüne bürünmüş, etrafındakileri korkutmaya çalışıyordu (güneşten kararmış çırpı bacakları ifadesini neden tırnak içine aldığımı birazdan açıklayacağım). Çocuğun bu sevimli hâlleri aklıma ilk şu soruyu getirdi: Hayaletler neden genelde beyaz çarşaflar içinde gösterilirler ki?
![]() |
Mesela böyle? |
Aslında bu sorunun kesin bir cevabı olmadığını, konuya yönelik yaptığım kısa bir araştırma sonucunda fark ettim. Sonuç itibarıyla konuştuğumuz şey bir hayalet. Hayaletin fiziki bedenden arınmış, bir enerji hüzmesi olması gerekirken o, neden genelde beyaz çarşaflar içinde gösterilir ki? “Bilmediğin bir konuyla ilgili fikir yürütürken her zaman kavramın ya da kelimenin yazılışından yola çık” ilkesini düstur edinmiş biri olarak vardığım sonuç şuydu: İnsanların hayaleti “hayal edebilmesi (hayal-et=))” için onu kendi havsalaları içinde konumlandırmaları gerekir. Bu her şey için böyledir. Havsalamızın almadığı bir şeyi hayal edip somutlaştıramadığımıza göre insanların hayaleti tanımlayabilmesi için onu fiziki bedene büründürmesi gerekirdi. Peki neden beyaz çarşaf? Bununla ilgili de şöyle ilginç bir bilgiye denk geldim: Orta Çağ dönemi Avrupa’sında (örn. Almanya, Slovakya, İngiltere gibi) ölen kişiler bir tabutla değil, yatağıyla birlikte gömülürlermiş. Hatta ölülere, yataklarında tıpkı uyuyorlarmış gibi “rahat bir görünümde” pozisyon verilirmiş (örn. sağa ya da sola dönmüş cenin görünümünde ya da kollar baş hizasında dirsekten bükülmüş vaziyette vb. uyku pozisyonlarında). Arkeologlar bunun sebebini, o dönemdeki insanların ölülerinin öte alemde rahat etmesini sağlamak istemelerine ya da ölümü sadece bir son olarak değil, bir dinlenme yerine geçiş evresi olarak görmelerine bağlıyor. Antik Mısır başta olmak üzere (bekle, oraya hemen geliyorum=)) çoğu medeniyette ölülerin gömülürken öte alemde rahat edebilmeleri için gündelik hayatta kullandıkları eşyalarla birlikte gömüldükleri göz önüne alınırsa arkeologların bu konuyla ilgili yürüttükleri ilk fikre daha yakın olduğumu belirtmeliyim.
![]() |
Ölü gömmede kullanılan yataklardan birinin görseli |
İlk görüşe göre ölülerin yataklarıyla
birlikte gömüldüklerinden yola çıkan insanoğlu, hortladığını, gördüğünü sandığı
ya da belki de gördüğü (!) ölen kişinin hayaletini tasvir etmek için kendi
havsalası sınırında bir betimleme yapmak zorundaydı. Bunun için ölünün
yatağında serili olabileceğini “hayal ettiği” beyaz çarşaftan yola çıkarak
ölünün hayaletini, beyaz çarşaflar içinde tanımlamış olabilir. Ki o
dönemlerdeki bir görgü şahidinin böyle bir tanımlaması kayda geçmiş bulunuyor. Peki
neden ille de beyaz çarşaf? Başka pek çok renkte de çarşaf bulunmuyor muydu
sanki?! diye bir soru sorduğunuzu duyar gibiyim. Bahsettiğim dönemde kumaşlar
için kullanılan ham maddenin yün, ipek ve pamuk olduğu ve bunların hiçbirinin
sanılanın aksine saf beyaz renkte olmadığını, bunları beyazlatmak için kimyasal
kullanmak gerektiğini ve bunu sadece zenginlerin tercih ettiğini, sıradan bir
kişinin ise beyazlatılmamış kumaşları kullandığını düşünürsek beyaz çarşaflar
içinde görünen hayaletlerin zengin hayaletler olduğu çıkarımını yapmış oluruz. Ya
da sadece zenginlerin hayaletlerinin yaşayanlara göründüğünü=) Dolayısıyla
yatakla gömülme ve beyaz çarşaflı hayalet arasındaki ilişki zayıf bir ihtimal
gibi görünüyor.
İkinci görüş olan ölülerin beyaz kumaşa sarılarak gömülmesi ve beyaz çarşaflı hayalet betimlemesi arasındaki ilişki bana göre daha makul. Ölülerin sadece bizim kültürümüzde değil pek çok kültürde saflığı ve arınmışlığı temsil etmesi sebebiyle beyaz kumaşa (bizim kültürümüzde kefene) sarılarak gömüldüğü hatta bunun tabutla gömülme uygulamasına geçilmeden önce çok daha yaygın olduğu düşünüldüğünde insan beyninin ölünün hayaleti ile ölünün son giysisi olan beyaz çarşaf arasında ilişki kurması ve gördüğü/gördüğünü sandığı hayaleti beyaz çarşaf içinde betimlemesi pekâlâ mümkün olabilir. Dolayısıyla filmlerde ya da medyada hayaletler neden genelde beyaz çarşaflar içinde gösterilir? sorusuna cevap olarak bu ikinci görüşü benimsiyorum ve artık deniz kenarındaki “güneşten kararmış çırpı bacaklı” hayaletin bendeki asıl çağrışımından bahsetmek istiyorum: Medjet!
![]() |
Medjet. Başından aşağı beyaz çarşaf sarkıtmış çırpı bacaklı hayalet gibi=) |
Çağrışımlar dünyamdaki neredeyse her yolun Antik Mısır’a çıktığını artık söylememe gerek yok=) Sahildeki güneşten kararmış çırpı bacaklı bu sevimli hayaleti gördüğümde aklıma ilk gelen Medjet oldu. Medjet, Antik Mısır’ın hakkında çok az şey bilinen bir tanrısı. Şekli tıpkı görselden de görebileceğiniz gibi çırpı bacaklı beyaz çarşaflar içindeki bir hayaleti andırıyor. Tabii ki Medjet’in sizdeki çağrışımı farklı olabilir. Belki bacaklı bir yumurta, ters çevrilmiş beyaz bir kova ya da üzerine beyaz kova geçirmiş biri…
![]() |
Medjet'in bir başka tasviri |
![]() |
Yukarıdaki tasvirin renklendirilmiş hâli |
Antik Mısır tanrı ve tanrıçalarının
genelde insan ve/veya hayvan biçiminde tasvir edildikleri düşünüldüğünde Medjet’in
gösterim biçiminin sıra dışı olduğunu söyleyebiliriz. Medjet’in tasvirinde
insana dair bir çift bacak ve göz dışında herhangi bir şey yok. İsmi “kuvvetlice
vuran”, “cezalandıran”, “sert bir şekilde yere seren” gibi “yıkıcı” anlamlara
gelen Medjet, bu yıkımı Osiris’in Evi’nde saygısızlık eden ölülere fırlattığı, gözlerinden
çıkan yıkıcı enerjiyle yapıyor. Osiris’in Evi’nin ölümden sonrası hayatta ölen
kişileri barındırdığını düşünürsek Medjet sayesinde saygısız ölülerin
cezalandırıldıklarını ve Osiris’in Evi’nin güvenliğinin sağlandığını ifade
edebiliriz.
Peki Medjet neden beyaz çarşaflı
bir hayalete benzer bir görünümde tasvir edilmiş? Bunun cevabını henüz
Mısırbilimciler verebilmiş değil. Medjet tasvirlerinin ilk olarak 21. Hanedanlık
(MÖ 1077-MÖ 943) döneminde yani Ramsesler döneminden sonraki üçüncü ara dönemde
yapıldığı biliniyor. Mısır’ın ara dönemleri politik karışıklığın olduğu, yönetimin
istikrarsız, halkın huzursuz olduğu dönemlere denk geliyor. Bu dönemlerde
yazıcıların eğitimleri ve sanatsal faaliyetler de yönetimin zayıflaması
sebebiyle sekteye uğruyor. Böyle bir dönemde Mısır sanatı için sıra dışı bir
gösterim olan Medjet’in ortaya çıkması, gerçekten çok ilginç. Acaba karışık bir
dönemde Medjet’i beyaz çarşaflı bir hayalet gibi tasvir eden Mısırlı sanatçının
aklından o sırada ne geçiyordu? Ona Medjet’i çağrıştıran neydi? Acaba neyi
sembolize etmek için beyaz çarşaflı hayaletvari bir şekli tercih etmişti? Umarım
Mısırbilimciler bu gizemi bir an önce gün yüzüne çıkarır ve bir çağrışım
yolculuğunun sırrı da çözülmüş olur.
Benim bugünkü çağrışımlar
yolculuğum burada sona erdi. Bir sonraki yolculukta nereden yola çıkıp nereye
varacağımın (büyük ihtimalle Antik Mısır=)) merakı ve heyecanı içinde yeni
yazımlarımda görüşmek üzere=)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder