6 Haziran 2026 Cumartesi

Mısır Seferim-Bölüm 2

 

Memnon, namıdiğer III. Amenhotep heykellerinden sonraki durağımız Karnak Tapınak Kompleksi’ydi. Modern Luksor (antik Teb) yakınlarında yer alan bu tapınak kompleksi, sadece Antik Mısır’ın en büyük ve en önemli dini yapısı olmakla kalmayıp dünyanın da en geniş antik dini kompleksidir. Güneş Tanrısı Amon-Ra’ya adanmış bu kompleks, iki bin yılı aşkın bir süre boyunca farklı firavunlar (kral ve kraliçeler) tarafından yapılan eklemelerle epey genişletilmiş. İçinde irili ufaklı pek çok tapınak bulunan bu açık hava müzesi, Mısır’da Giza Piramitleri’nden sonra en sık ziyaret edilen tarihi alan olarak karşımıza çıkıyor. Bu tarihi alanın girişinde sizi aslanlı bir yol (Sfenks yolu) karşılıyor. Aslanlı yol dediğime bakmayın, zira bu yolun her iki yanına dizilerek sizi karşılayan bu “aslan” heykellerinin sadece vücudu aslan görünümünde olup kafası koç görünümünde. Antik Mısır’da bu gibi melez yaratıkları hem yeraltı (Amduat) hem de yer üstü ikonografisinde bolca görebilmeniz mümkün. 

Koç başlı sfenkslerden bir kesit

Yol boyunca iki yana sağlı sollu dizilmiş yaklaşık 1050 adet sfenksin koç başı, Güneş tanrısı Amon-Ra’yı simgeliyor. Koç başlı sfenks yolu, antik dönemde çok önemli bir dini festival olan Opet Festivali'ne de ev sahipliği yapıyordu. Tanrı ve tanrıçaların gücünü tazelemek, firavunların ilahi egemenliğini meşrulaştırmak amacıyla yapılan Opet festivali sırasında Güneş tanrısı Amon-Ra, ilahi anne tanrıça Mut ve Amon-Ra ile Mut’un oğlu olan Ay tanrısı Khonsu’dan oluşan kutsal Teb Üçlüsü’nün heykelleri sfenks yolundan geçirilirdi. Genellikle Nil sularının yükseldiği ikinci ayda kutlanan bu festival, yaklaşık 11-20 gün arasında sürerdi. Ben de bu koç başlı sfenkslerin önünden geçerken binlerce yıl öncesine gittim ve kendimi bir anda Ra, Mut ve Khonsu’nun heykellerini taşıyan bir kafileyi selamlarken Opet festivalinin içinde buldum. Ya da başıma güneş geçti ve hayaller görmeye başladım (ikinci seçenek daha olası çünkü gerçekten hava epey sıcaktı. Bu yüzden tapınak kompleksine sabahın erken saatlerinde, Ra henüz yükselmemişken gitmenizde fayda var=)).

Kutsal Teb Üçlüsü [soldan sağa: Khonsu (Ay tanrısı), Mut (ilahi anne tanrıça), Amun-Ra (Güneş tanrısı)]. Opet Festivali'nde Kutsal Teb Üçlüsü'ne sunular yapılırken (görsel https://egyptunitedtours.com/the-opet-festival/ adresinden alınmıştır)

Karnak Tapınak kompleksine iki bin yılı aşkın bir süre boyunca farklı firavunlar tarafından eklemeler yapıldığından ve eserler kazandırıldığından bahsetmiştim. Bana göre bu eserlerden en etkileyici olanlarından biri Kraliçe Hatshepsut tarafından inşa ettirilen dikilitaş. Devasa bir anıt eser olan Hatshepsut dikilitaşı, aslında bir çift olarak tasarlanmış olsa da Güney’deki ikiz dikilitaşı antik dönemde yıkılmış. Bu yüzden geriye komplekste gördüğümüz pembe granit bloktan oluşan dikilitaş kalmış. Yaklaşık 29 metre yüksekliğinde ve 343 ton ağırlığında olan Hatshepsut dikilitaşı, Hatshepsut’un geriye bıraktığı pek çok eser gibi görülmeye değer ve son derece etkileyici. Hatshepsut tarafından Amon-Ra’ya adanan bu antik eserin Aswan’daki ocaklardan çıkarılıp Nil nehri üzerinden Karnak’a taşınma süreci de hiyerogliflerle detaylıca belgelenmiştir. Karnak Tapınağı’ndaki “en yüksek ayakta duran” dikilitaş olma özelliği, âdeta Kraliçe Hatshepsut’un ve bence kadının gücünün ve dayanıklılığın bir simgesi gibi=)

Hatshepsut Dikilitaşı

Tapınak kompleksine kazandırılan eserler demişken Hipostil Salonu’ndan bahsetmeden olmaz. Tasarımı ilk olarak Hatshepsut tarafından oluşturulan (şaşırdık mı?! =)) bu yapı da doğal olarak Teb’in en yüce tanrısı Amon-Ra’ya adanmış. I. Seti tarafından inşa edilen salonun yapımı II. Ramses tarafından tamamlanmış. Hipostil Salonu, dönemin firavunları tarafından dini törenleri gerçekleştirmek ve gücü simgelemek için inşa ettirilen ve yüksekliği 10 metre ile 24 metre arasında değişen 134 devasa sütun barındırıyor. Her bir sütunun üzerinde III. Amenhotep, I. Seti, II. Ramses, IV. Ramses ve VI. Ramses gibi dönemin firavunları tarafından yaptırılan, genel olarak firavunların başarılarını anlatan yazıtları ve süslemeleri görmek mümkün.

Hipostil Salonu'ndaki sütunlardan bir kesit. Her bir sütunun üzerinde, kirişlerde ve tavanda çok detaylı hiyeroglifler, kabartmalar ve süslemeler var. Örneğin bu sütunun (soldaki) üzerinde firavunun Amun-Ra'ya sunularda bulunurken tasvir edildiğini görüyoruz. Gerçekten görülmeye değer bir alan.

Karnak Tapınağı’nın merkezinde yer alan skarabe (bokböceği) heykeli de görülmeye değer. III. Amenhotep (Tutankhamon’un dedesi, Akhenaton’un babası, Memnon heykellerinin sahibi) tarafından gül rengi granitten oyularak yaptırılan bu eser, tanrı Khepri’ye adanmıştır. Antik Mısırlılar için skarabeler son derece kutsaldı. Skarabelerin dışkı topaklarını geriye doğru yuvarlaması, Güneş tanrısı Khepri’nin Güneş’i gökyüzünde hareket ettirmesiyle bağdaştırılmıştı. Skarabelerin dışkı toplarını toprağa gömdükten sonra yavruların topraktan “kendi kendine” sihirli bir biçimde çıktığına inanılması, ölen kişinin Amduat’ta (yeraltı dünyası) yeniden canlanarak ölümsüzlüğe ulaşmasıyla ilişkilendirilmişti. Skarabeler, tüm bu özellikleri sebebiyle kutsallık kazanmış ve tanrılaştırılmıştı. Mumyalama sırasında vücutta bırakılan tek organ olan kalbin üzerine koruyucu olarak da skarabe tılsımları yerleştirilirdi. Tapınaktaki skarabe heykelinin etrafında saat yönünün tersine yedi tur dönülmesinin şans, bereket ve doğurganlık getirdiği yönünde de bir inanış var. Giderseniz aklınızda bulunsun=) Bu arada, heykelin etrafında neden saat yönünün tersine dönüldüğünü merak ediyor olabilirsiniz. Bunun sebebi skarabelerin dışkı topaklarını “geriye doğru” yuvarlamasıdır. Dolayısıyla heykel etrafında saat yönünün tersine dönerek, skarabenin doğadaki döngüsel hareketine (ritüeline) uyum sağlamış olursunuz. Böylece niyetiniz/dileğiniz doğanın döngüsüne uyumlanır ve kabul edilme ihtimali artar. Benden söylemesi=)

Etrafında saat yönünün tersine yedi kere döneceğiniz skarabe heykeli

Tapınakta skarabe heykelinin bulunduğu alanda Kutsal Göl ile karşılaşıyorsunuz. III. Tutmosis (Hatshepsut’un üvey oğlu, tahta çıkmak için Hatshepsut’un ölümünü, yani 30 yıl beklemek zorunda kalmıştı) tarafından yaptırılan Kutsal Göl’de rahipler, tapınak ayinlerine başlamadan önce yıkanırlardı. Kutsal Göl aynı zamanda evrenin yaratılışındaki kadim suları, yani Nun’u temsil etmekteydi. Nun yani kadim sular, özellikle Aşağı Mısır’ın (Heliopolis) kozmogonisinde (yaratılış miti) son derece önemli bir yer kaplar. Zira Nun, Güneş tanrısının kendi kendine var olarak “İlk Tufan’dan” doğduğu, böylece sonraki bütün yaratılışın kaynağı olduğu sulardır (Mısır’ın yaratılış mitiyle ilgili detaylara yer verdiğim yazımı okumak için bkz.)

 

Kutsal Göl (görsel https://kasadoo.com/album/africa/egypt/luxor/karnak-temple-sacred-lake#imgAlbum adresinden alınmıştır)

Kutsal Göl miti, pek çok filmde de arınma ve yeniden doğuş ritüeli olarak karşımıza çıkar. Örneğin 300: Bir İmparatorluğun Yükselişi filminde Pers Kralı Serhas’ın sıradan bir ölümlüyken mistik bir mağaradaki karanlık sulara dalarak yıkandıktan sonra “yeniden doğup” acımasız bir Tanrı-Kral’a dönüşmesi, Matrix filminde Neo’nun gerçek dünyaya adapte olmak ve arınmak için sık sık su dolu küvete girmesi gibi sahneler, Kutsal Göl mitiyle ilişkilendirilebilir. Ben de tapınakta gezerken Ra’nın yakıcı ışınlarının etkisiyle bir anda kendimi Kutsal Göl’e atıp ferahlamak istedim. Belki de Kutsal Göl’e giren ben ile çıkan ben bir olmayacaktı. Kim bilir…=)

Devamı gelecek...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder