8 Mart 2019 Cuma

ANTİK MISIR'IN GÜÇLÜ KADINLARI NEFERTİTİ VE HATŞEPSUT


Kız kardeşlerim, arkadaşlarım, ablalarım ve teyzelerim! 8 Mart Dünya kadınlar günü şerefine bu yazımı sizlere armağan ediyorum! Ee platform Mısır’ınGizem’i olunca, haliyle Antik Mısır’da en çok bilinen ve ses getirmiş kadın kişileri yazmam gerekiyordu. Bu kişilerden nispeten daha popüleri olan Nefertiti’yi muhtemelen duymuşsunuzdur. Bir diğeri olan Hatşepsut ise daha çok Antik Mısır’a ya da tarihe ilgi duyanların farkında olabileceği tarzda bir kişilik. Duymadıysanız da merak etmeyin. Bu yazının sonunda ikisini de yakın arkadaşınızmışçasına tanıyor olacaksınız. Üslubum konusunda beklentiyi tavan yaptığımın farkındayım, ne de olsa mütevazılıkta Selda Bağcan (çook severiz) gibi ol demişler=)



Bu kişilerden daha popüleri olduğunu düşündüğüm Nefertiti ile yazıma başlamak istiyorum. Nefertiti’nin kökeni konusunda Mısır bilimciler henüz ortak bir karara varmış değiller. Çoğunluk ise kesin olmamakla birlikte Nefertiti’nin Mısır’ın güneyinde yer alan Nubye’den geldiği konusunda birleşmiş durumda. Öte yandan Nefertiti’nin Yukarı Suriye ve Mezopotamya’da Hurriler tarafından kurulmuş olan bir devlet olan Mitanni’den geldiği yönünde görüşler de bulunmaktadır. Nefertiti’nin mumyasının hala bulunamamış olması, kökeni hakkında kesin bir karara varılamamış olmasının temel sebebidir.
Nefertiti




Nefertiti’nin kelime anlamı “güzellik geldi” ya da “güzel geldi” dir. Nefer, Antik Mısır dilinde “güzel” demektir. Ti, gelmek kelimesini karşılayan bir fiildir. Sondaki” ti” ise, kelimenin kadın kişisine ait olduğunu gösteren bir belirteçtir.

Nefertiti, isminin anlamını tam anlamıyla taşıyan bir kadındı. Yüzünün güzelliğini, antik çağ heykeltıraşı olan Thutmose’un Amarna yakınlarındaki atölyesinde Alman arkeolog Ludwig Borchardt tarafından bulunan kireç taşından yapılma muhteşem büstünden anlamak mümkündür. Büste bakıldığında, Thutmose’un bu büstü bitirmeden bıraktığı anlaşılmaktadır; çünkü büstün sol gözünün hiçbir zaman doldurulmadığı ortadadır. Nefertiti’nin büstü, günümüzde estetik yaptırmak isteyen kadınlara da sıklıkla prototip olmaktadır. “Nefertiti boynu”, “Nefertiti botoksu”, “Nefertiti burnu” gibi ifadeler estetik dünyasında pazarlama unsuru olarak kullanılmaya başlandığı görülmektedir (kafamdaki soru: müşteriler bu talepleri kendi mi oluşturdu yoksa bu talepler/ihtiyaçlar pazarlamacılar tarafından mı oluşturuldu? Zira bu talepleri müşteriler oluşturduysa Nefertiti’nin popülerliği düşünülenden de fazla olsa gerek, pazarlamacılar tarafından oluşturulduysa pazarlamacıların iyi bir prototip seçtiklerini söylemeliyim). Sadece estetik dünyasında değil her yerde Nefertiti büstünü sıklıkla kullanılan bir pazarlama unsuru olarak görmeniz mümkün. Aksesuarlar (ki ben de çok kullanırım), Nefertiti büstü şeklinde tasarlanmış saksılar, kupalar, tekstil ürünler ve daha pek çok şeyde bu muhteşem büstün yansımalarını görmek mümkün.

bence çok yaratıcı=)


Nefertiti’nin büstünü görmek isteyenlerin Berlin müzesine gitmeleri gerekiyor. Büstün nerede sergilenmesi gerektiği konusu günümüzde hala Almanya ve Mısır arasında tartışılan bir konudur. Mısırlılar, Nefertiti’yi geçmişlerinin ve güzelliklerinin bir simgesi olarak gördüklerinden ülkelerinde bir Nefertiti büstü olması gerektiğini düşünerek Mısır’da bir şehir olan Salamut’a Nefertiti’nin “çoook güzel!!!” bir büstünü yaptılar. Yapmaz olaydılar! Büstü görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız:



Bu muhteşem (!) (yok canım düpedüz çirkin!!!) büst hakkındaki tam yerinde yorumu ise yine bir Mısırlı yapmış:

Yazılanların Türkçesi şöyle: "Bu Salamut kentindeki Nefertiti. Herhalde öldükten dört gün sonra buna benziyordu."


Muhteşem (!) büstü, Frankenstein’in ucubesine benzetenler de yok değildi (ki çok haklılar):

Bence Frankenstein'a haksızlık edilmiş burada=))


Güzel Nefertiti’ye hakaret eden bu büst, aldığı tepkiler sonucunda neyse ki bulunduğu yerden kaldırıldı.

Gelelim Nefertiti’nin, eşi Akhenaten ile olan ilişkisine. Önce biraz Akhenaten’den bahsedeyim. Akhenaten yaptığı dini reformlarla, her türlü tanrı ve tanrıçayı yok sayıp sadece Güneş’e tapmasıyla başkenti Teb’den Amarna’ya taşımasıyla, Antik Mısır’daki Osiris kültünü temsil eden Amon rahiplerini yok saymasıyla ve önceki ismi olan Amenhotep’i ( Amenhotep’in kelime anlamı Tanrı Amon’un barışı’dır) Akhenaten (kelime anlamı Tanrı Aten’in-yani Güneş’in takipçisi’dir) ile değiştirmesiyle tarihte “aykırı firavun” olarak isimlendirilmektedir. Nefertiti ise “aykırı firavun” olarak isimlendirilen Akhenaten’in gözde kraliçesi ve eşidir. Nefertiti, bu “aykırı” olarak isimlendirilen her türlü girişimde Akhenaton’un yanındaydı ve onun destekçisiydi. Aslında Akhenaton’un “aykırı” olarak isimlendirilen bu fikirlerinde acaba Nefertiti mi etkili olmuştu? Bu sorunun yanıtı henüz verilebilmiş değildir; fakat Nefertiti’nin “erkeklerin yapabileceği tarzda” çoğu işin üstesinden gelebildiği, düşmanlara verilen ölüm cezaları vb. cezaların bizzat uygulayıcısı olduğu yönünde görüşler de mevcuttur. 

Akhenaton ve Nefertiti 

Nefertiti’nin 6 kız çocuğu doğurduğu, hiç erkek çocuğu olmadığı bilinmektedir. Akhenaton’un oğlu olan Tutankhaten ise, Kiya’dandır. Aşağıdaki görselde Nefertiti ve eşi Akhenaton’un, tek tanrı olarak benimsedikleri Aten’e, kucaklarında çocuklarıyla birlikte tapınırken görebilirsiniz.

Güneş tanrısı Aten'in kollarına dikkat! Ama bu başka bir yazının konusu, o yüzden burada değinmeyeceğim=))


Akhenaton’un aykırı fikirleri, o zamana kadar Antik Mısır’da her şeyi yöneten Amon rahiplerinin bir hayli canını sıktığından, dönemin nüfuslu rahipleri bir isyan düzenlemiş ve Akhenaton ile Nefertiti’yi sürgün etmişlerdir. Akhenaton’dan sonra yerine oğlu Tutankhaten geçmiştir. Amon rahipleri ilk iş olaark Tutankhaten’in adını Tutankamon olarak değiştirmiştir. Tutankhamon, kelime anlamı olarak “Tanrı Amon’un yaşayan görüntüsü” demektir.

Her ne kadar Akhenaton’un mumyası bulunmuş olsa da Nefertiti’ye dair günümüze kadar herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Nefertiti mumyalanmış mıdır? Öldürülüp bedeninin kaderi çöle mi teslim edilmiştir? Yoksa başına başka şeyler mi gelmiştir? Bu tür sorular hala cevaplanmayı beklemektedir.

Gelelim kadın firavun Hatşepsut’a. Hatşepsut da tıpkı Nefertiti gibi 18. Hanedanlık döneminde yaşamıştır; fakat Nefertiti ile arasında yaklaşık olarak 150 yıl vardır. Hatşepsut, Nefertiti’den 150 yıl kadar önce, Antik Mısır topraklarında hüküm sürmüştür. İsminin anlamı “soylu kadınların başı” olan Hatşepsut, II. Tutmose’un (isminin anlamı, “Tanrı Thoth doğdu”dur) eşidir. Eşinin ölümünden sonra, hiç erkek çocuğu olmadığından (Neferure isminde bir kız çocuğu vardı), ülkeyi yönetme işini “kadın firavun” olarak üstlenmiştir. 

Hatşepsut



Hatşepsut firavunluk yaptığı 15 yıllık dönemde Antik Mısır halkı tarafından çok sevilmiş ve barışçıl bir politika izlemiştir; fakat firavunluk dönemi boyunca gerek firavunluk ve iktidar/güç simgesi olan takma sakal kullanması, erkek gibi giyinmesi ve tapınaklarda kendisini “Amon’un oğlu” olarak tanıtıp erkek gibi tasvir ettirmesi gibi hal ve hareketleriyle ataerkilliğin ezici gücünden kurtulamadığı anlaşılmaktadır. Zaten çoğu görüş, Hatşepsut’un dönemin Amon rahipleri tarafından sırf kadın olduğu gerekçesiyle firavunluğunun tanınmadığı ve onları nefretini kazandığı doğrultusunda birleşmektedir. Hatta, ölümünden sonra tahta geçen III. Tutmosis döneminde çoğu tapınak duvarlarından Hatşepsut adı silinmiş, mumyası tahrip edilmiştir. Bu gibi yıkıcı faaliyetlerin, Hatşepsut’un ruhunun ölümden sonraki yaşamda huzura kavuşmasını engellemek ve yönetimdeki kadın izlerini silmek için yapıldığı konusunda Mısır bilimciler ortak görüş belirtmektedir.

Hatşepsut'un takma sakallı ve erkeksi tasvir edildiği heykeli


12 yaşındayken 20 yaşındaki II. Tutmosis ile evlenen Hatşepsut, oldukça güçlü bir kişilikti. II. Tutmosis ise tam tersi zayıf bir kişilikti ve 40 yaşında öldü. Eşinin ölümünden sonra ise Hatşepsut, tahtı üvey oğlu III. Tutmosis’e kaptırmamak için yoğun bir çaba harcadı ve tahta sahip olarak gücünü gösterdi. Hatşepsut’un 50 yaşında ölmesinden sonra III. Tutmosis’in Hatşepsut’un izini her yerden hırslı bir şekilde silme girişimlerinin ardında da bu sebep olsa gerek.

Hatşepsut'un mumyası


Hatşepsut çoğu yerde tarihin ilk ve tek kadın firavunu olarak tanımlanmaktadır; fakat bu tanım yanlıştır. Çünkü Hatşepsut’tan önce Nitokerty ve Sobeknefru, sonrasında ise Tavosret ve kraliçe VII. Kleopatra Antik Mısır’da firavunluk yapan kadınlar olarak tarihteki yerlerini almışlardır. 

Hatşepsut’un mimar Senmut’a Deir El Bahri’de yaptırmış olduğu ölüm tapınağı ise mezar tapınaklarının en eskisi olarak Antik Mısır’ın görkemini yansıtır niteliktedir. Luksor’daki Krallar Vadisi’nde yer alan bu tapınaktan önce, tarihte hiçbir kraliçe için böyle bir tapınak inşa edilmemişti. Bu nedenle söz konusu tapınak, benzerleri içinde ilk olma özelliği taşır.

Hatşepsut'un Krallar Vadisi'ndeki tapınağı


Hatşepsut ve Nefertiti, güçlü kişilikleri ve yönetimde baskın bir şekilde söz sahibi olmaları bakımından ortak özellikler taşısa da bir noktada ayrılmaktadırlar. Hatşepsut, güçlü kişiliğini ve yönetme gücünü gösterirken fiziksel olarak da erkeksi (kılık kıyafet ve kendisini tanımlama biçimiyle) bir tavır içine girmiştir, Nefertiti ise dişilik özelliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Bunda, Hatşepsut’un aktif bir şekilde firavunluk yapması etkili olmuş olabilir, ne de olsa Nefertiti Akhenaton’un arka planında, onun akıl danışmanı olarak yönetimde söz sahibiydi.

Antik Mısır’daki 2 güçlü kadın kişiliği çok detaya inmeden anlatmaya çalıştım. Umarım yazının sonunda Nefertiti ve Hatşepsut hakkında fikir sahibi olmanızı sağlayabilmişimdir. Yazının sonunu şu video ile bağlamak istiyorum. Ne de olsa hem söz konusu kişiliklerin ortak özellikleri hem günün anlam ve önemi hem de şarkının adı, bu videoyu daha da anlamlı kılıyor (bi de Beyonce, Nefertiti kadar olmasın bana göre modern zamanların popüler olan kadınlar içinde en güzeli=))

Who run the World? Girls! =)

https://www.youtube.com/watch?v=VBmMU_iwe6U&list=RDVBmMU_iwe6U&start_radio=1 





15 Şubat 2019 Cuma

HİYEROGLİFLERDE DİKEY ÇİZGİ, SAYILAR, SAYGI İFADELERİ, YAZIM YÖNÜ VE ÇOK SESLİLER-BÖLÜM I


NOT 1: Bu dersimizde başlıktan da anlaşılacağı üzere hiyerogliflerde dikey çizgi(ler) gördüğünüz zaman bunun ne anlama geldiği, sayıların ya da çoğul ifadelerin nasıl gösterildiği, saygı gerektiren Tanrı ve Tanrıça isimlerinin nasıl yazıldığı, hiyerogliflerin nasıl okunması gerektiği ve çok sesi karşılayan hiyerogliflerin neler olduğu ve bunların nasıl okunması gerektiği konusunda bilgiler verilecektir.

NOT 2: Başlıktan da anlaşılacağı üzere anlatılacak konu sayısı fazla olduğundan dersi 2 bölüme ayırmayı uygun gördüm. Dolayısıyla bu bölümde sadece hiyerogliflerde dikey çizgi ve çokluk ifadelerini anlattım.

Hiyerogliflerde Dikey Çizgi:

Bir hiyeroglifin altında veya üstünde dikey bir çizgi gördüğünüz zaman söz konusu hiyeroglif artık sadece bir harfi karşılamaktan çıkmakta, bir önceki dersimizde bahsetmiş olduğum ideografik özellik kazanmaktadır. Aşağıdaki örnekle demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız:

                                                       

Yukarıdaki hiyeroglifi tek başına gördüğünüz zaman bunun “r” harfini karşıladığını anlayabilirsiniz (ilk dersimizi hatırlayın).

Oysaki aşağıdaki şekilde, yani hiyeroglifin altında veya üstünde dikey bir çizgi ile gördüğünüz zaman artık bu hiyeroglif ideografik özellik kazanmıştır ve “ra” şeklinde okunması gerekir. Ra, Antik Mısır’da Anu (Heliopolis) şehrinin baş tanrısının ismi olmakla birlikte kelime olarak “ağız” anlamına gelmektedir. Zaten şekle bakıldığında ağıza benzediği anlaşılır.

                                                       
                                                           

Çoğul İfadelerin Yazılışı ve Okunuşu
Bahsedilen unsur maksimum 2 adet olduğunda (dual) bunu ifade etmek için kullanılması gereken hiyeroglif  

budur (ilk dersimizi hatırlayın, bu hiyeroglif “ii” sesine karşılık geliyordu). Zaten şekle bakıldığında çift adet olma durumunu bu hiyerogliften daha iyi karşılayan başka bir hiyeroglif olamayacağını anlarsınız.

Gösterim biçimine örnek verelim:
                                                     
                                                     

Yukarıdaki hiyeroglifleri okuyabilmeniz için öncelikle okumaya hangi yönden başlamanız gerektiğini bilmelisiniz. Dikkat ederseniz “u” sesini karşılayan civciv görünümündeki hiyeroglif sol tarafa bakıyor. Dolayısıyla okumaya soldan başlamalısınız. En soldaki hiyeroglif, ideografik özelliktedir ve “ta” sesini karşılar (ikinci dersi hatırlayın), sonraki hiyeroglif “u” sesini karşılar, en sağdaki iki çizgi ise “ii” sesini karşılar. Bunları birleştirdiğimiz zaman “tauii” şeklinde bir okuma yapmamız gerekir. En sağdaki çift çizgi kelimeye çoğul anlamı verdiğinden (kelimenin anlamına göre çoğul anlamı verip vermediğini anlayacaksınız) “y” şeklinde okunması gerekir. Demek ki yazılanlar “tauy” şeklinde okunmalıymış. Bahsi geçen hiyerogliflerin anlamsal karşılığı ise “2 toprak/ 2 arazi/ 2 kara parçası” (the two lands) anlamına gelir.


İkiden fazla sayıdaki miktarları ifade etmek için ise aşağıdaki çizgiler kullanılır:

                                                          
                                  
                                                       ya da

                                                      

                                                       ya da

                                                          
                                                            

Örnek verelim:

                                                   
                                                   


Yukarıdaki gösterim biçimi de tıpkı dersin başında belirttiğim gibi hiyeroglife ideografik özellik kazandırdığından hiyeroglif  “r” harfinden çıkmıştır ve “ra” anlamı kazanmıştır. Altındaki üç çizgi ise onun “rau” şeklinde okunması gerektiğini belirtir. Hiyeroglifin anlamı “ağızlar” dır.

Söz konusu gösterim yukarıdaki gibi yapılabileceği gibi aşağıdaki gibi de gösterilebilir:
                                                    
                                                

Yani hiyeroglifi üç kere yazarak da aynı anlamı vermeniz mümkündür.

Dikkat edilmesi gereken bir unsur ise çift (2 adet) anlamını karşılayan hiyerogliflerin sonunda “y” sesi ile “2den fazla” anlamını karşılayan hiyerogliflerin ise sonunda “u” sesi ile okunmasıdır.

Şimdi konuyla ilgili örnekler verelim:


Örnek 1:

                   ya da           ya da     
   

Antik Mısır dili karşılığı: Neteru
Türkçe karşılığı: Kutsallar (tanrı, tanrıça veya diğer kutsal varlıklar olabilir)
İngilizce karşılığı: (The divinities)


Açıklama: İkinci dersimizi hatırlarsanız, bayrak şeklindeki bu ideografinin “neter” (kutsal) anlamına geldiğini anlarsınız. Birinci gösterimde altında üç dikey çizgi olduğunu görüyorsunuz, bu kelimeye çoğulluk (ama 2’den fazla) anlamı verir ve doğal olarak sonunda “u” sesi ile okunması gerekir. İkinci gösterimde kelimenin sağ tarafındaki alt alta üç çizgi de çoğulluk anlamı verir, son gösterimde ise “neter” anlamındaki hiyeroglifin 3 kere yazıldığını görüyoruz, bu da çoğulluk anlamı verir. Dolayısıyla “neteru” anlamının 3 şekilde de verilebileceğini öğrenmiş olduk.

Örnek 2:

     ya da  

Yukarıdaki hiyeroglifi ilk dersimizden hatırlarsınız “g” sesine karşılık geliyor idi. Bu hiyeroglif aynı zamanda “ns” sesini de karşılamaktadır. Yanına aldığı “t” sesi ile birleştiğinde “nest” kelimesini karşılar. Hiyeroglif aynı zamanda yanına “t” sesi almadan da ideografik özellik gösterip “nest” kelimesini karşılamaktadır. “Nest” kelimesinin Türkçe karşılığı “taht” demektir.

                ya da         ya da    
                                                 


Yukarıdaki gösterim biçimlerinin üçü de aynı anlamı karşılar:
Antik Mısır dili karşılığı: Nestu
Türkçe Karşılığı: Tahtlar
İngilizce karşılığı: Thrones (“Game of Thrones” daki thrones J )

Bölüm I’i burada sonlandırıyorum. Dersin ikinci kısmında görüşmek üzere.

Medtu Neter’le kalın!


14 Şubat 2019 Perşembe

ANTİK MISIR HİYEROGLİFLERİNDE SIFATLAR ve BİR SORU: HİYEROGLİFLERİN BİZİ DAHA ZEKİ HALE GETİRMESİ MÜMKÜN MÜ?

"Antik Mısır Hiyeroglifleri ve Çözümlemeleri 101" dersimi alan öğrencilerime notlar (😉):

NOT 1: Bu dersimizle birlikte Antik Mısır hiyerogliflerindeki belirtme sıfatlarına giriş yapıyoruz. Bir de naçizane bir hipotezim var, hiyeroglif deşifrelerinin insanları daha zeki hale getirebileceği üzerine. Bu konuyu da az da olsa siz değerli öğrencilerimin düşüncelerine sundum.

NOT 2: Bir önceki yazımda anlattığım hiyeroglifleri sindirerek öğrenmeden, bu derste anlattığım belirtme sıfatlarını öğrenmeye çalışmayınız; çünkü derslerimi aşamalı olarak vermekteyim😊

Antik Mısır hiyerogliflerinde sıfatlar, kelimenin sonunda yer alır [İspanyolcadaki gibi: casa blanca (beyaz ev)]; fakat kelimeler gibi telaffuz edilip okunmaz, sadece okuyucuya kelimenin kime ait olduğu konusunda bilgi verici niteliktedir. Antik Mısır hiyerogliflerinde bizim yazı sistemimizde olduğu gibi kelimeleri ayırmak için noktalar veya boşluklar kullanılmamaktaydı. Bu nedenle aşağıda göstereceğim sıfatlar-kelimelerin sonunda yer alma özelliklerinden dolayı- kelimeleri birbirinden ayırmak için de ipucu niteliğindedir.

Antik Mısır hiyerogliflerinde kullanılan sıfatların bazıları sadece tek bir kelime ile ilişkiliyken bazıları ise bir kelime grubu ile ilişkili olabilmektedir.  Örneğin, oturan bıyıklı bu adam  bize önünde yazılan her şeyin bir Tanrı ile ilgili olduğunu anlatmaya çalışır, öte yandan kollarını kaldırmış bir şekilde oturan bu adam ise  önünde yazılan her şeyin “Tanrı” özelliği göstermeyen sıradan bir erkek kişisi için yazılmış olduğunu bize anlatmaya çalışır.


Antik Mısır hiyerogliflerindeki sıfatlar sayesinde yazılan kelimelerin ne anlama geldiğini bilmek zorunda kalmadan, gösterilmiş sıfata bakarak kelimeler hakkında fikir sahibi olmanız mümkündür. Oysaki günümüz dilleri için böyle bir kolaylık söz konusu değildir. Örneğin Türkçe’den örnek verelim “güzel ev” kelime grubunda sadece “güzel” kelimesine bakarak önündeki ismin “ev” olabileceğini tahmin etmek bir hayli zor olmaktadır, çünkü ev yerine, bir insan, hayvan veya herhangi bir somut veya soyut unsur da “güzel” sıfatı ile tanımlanabilmektedir. Aynı durumu, günümüzde kullanılan her dil için düşünmek mümkündür. Oysaki hiyeroglifler gibi logografik veya ideografik (ideografi: kelimenin harfleri kullanılmadan doğrudan kelimeyi işaret eden sembol/işaret) olarak tanımlayabileceğimiz yazı dillerinde sadece sembole bakarak kelime hakkında fikir yürütmek mümkün olmaktadır. Tıpkı günümüz Japoncasındaki Kanjiler gibi (kısa kısa: Japoncada Hiragana, Katagana ve Kanji olmak üzere 3 farklı alfabe vardır, Hiragana orijinal Japonca kelimelerin yazıldığı harfler ve sesler bütünüdür, Katagana, Japonca olmayan-Japon değilseniz sizin veya benim isimlerimiz gibi- ve farklı dillerden Japoncaya giren kelimeleri yazmak için kullanılan bir alfabe iken Kanji ise tıpkı hiyeroglifler gibi ideografik özellik gösteren, harflere gerek kalmadan doğrudan kelimeyi işaret eden semboller bütünüdür). Hadi Japoncadan bir örnek vereyim size:
Kitap kelimesini  Japon harfleri kullanarak Hiragana ile yazalım: ほん

= “ho”
=   "n”

Dikkat ettiyseniz ilk karakter bir sesi (ho), ikinci karakter ise bir harfi (n) karşılıyor. Ne “ho” sesi ne de “n” harfi tek başına kullanıldığında “kitap” kelimesini karşılamıyor. Bu anlamı verebilmeleri için iki sesin bir araya gelmesi gerekiyor. Bu nedenle söz konusu sesler ideografik özellikte değildir.
Şimdi de “kitap” kelimesini Kanji ile yazalım:

Kanjiler ideografik özellikte olduğundan bu sembole bakarak sembolün doğrudan “kitap” kelimesine işaret ettiğini anlayabilirsiniz. Japonlar da genellikle hem yer hem de enerji tasarrufu için (ne de olsa zeki insanlar, i love Japanese<3) Hiragana kullanmak yerine Kanji kullanarak kelimeleri yazma yoluna gitmektedir. Japon gazetelerinde de genellikle Kanji yazı stili kullanılmaktadır. Yaklaşık 5000 Kanji karakteri olduğunu düşünüldüğünde ortalama bir Japon’un, 15 yaşına gelmeden gazetelerde yazılanları anlamasının zor olduğu düşünülür.

Tekrar hiyerogliflere dönelim. İdeografik özellikteki hiyeroglifleri deşifre edebilmek için hem görsel hafızamızın hem de sözel hafızamızın aktif hale gelmesi gerekir, bu da beynimizin iki yarımküresini aynı anda kullanmamızı gerektirir. Bu açıdan hiyeroglif gibi yazı dilleri sayesinde beynimizin hem sağ hem de sol yarım küresini çalıştırmamız mümkün olur. Öte yandan günümüz dillerini öğrenirken beynimizin sözel hafıza ile ilgili bölümü daha aktif olmaktadır. Bu sebeple hiyeroglifler beynimizi daha çok çalıştırır ve bizi zeki hale getirir J (Not: belirttiğim husus kanıtlanmış bir şey değildir, sadece benim bir hipotezimdir, Antik Mısır’a olan aşkım sebebiyle belki biraz araştırmacı ön yargısına kapılarak böyle bir hipotez geliştirmiş olabilirim, dolayısıyla bahsettiğim unsur ağır derecede öznellik barındırmaktadır, nesnellik aramayınız J yine de muhteşem bir araştırma konusu olabilir, Mısır bilimcilerin ve nörologların bilgisine).

Şimdi Antik Mısır hiyerogliflerinde sıklıkla kullanılan belirtme sıfatlarına dönelim. Size yine tablolaştırarak gösterdiğim 25 adet belirtme sıfatı, hiyeroglifleri deşifre etmek için oldukça gerekli olan sıfatlardır. Bu nedenle bu sıfatları unutmamaya çalışın: 


Hiyeroglif
Açıklaması
Ek açıklamalar
Dahası
1
Kartuş. Kraliyet ailesine mensup olanların isimleri, bu kartuşun içine yazılırdı.
Antik Mısır’da bu   hiyeroglif, “shenu” olarak isimlendirilirdi. “Shenu”, sonsuzluk demektir.
Demek ki bu hiyeroglifi gördüğünüz zaman, içinde yazılan ismin kraliyet mensubu olduğunu anlayacakmışsınız;)
2
Bahsi geçen kişinin veya özelliklerin, bir erkek kişisine ait olduğunu gösterir.
Aynı zamanda “ben” “bana” anlamlarına da gelir.

3

Bahsi geçen kişinin veya özelliklerin, bir kadın kişisine ait olduğunu gösterir.

 Bir önceki dersimizde gördüğümüz bu hiyeroglif de kelime sonuna geldiğinde o kelimenin bir kadın kişisini ifade ettiğini gösterir.
4

Çağırmak, seslenmek


5

Konuşmak, yemek ve içmek gibi aktiviteleri anlatır.
Ayrıca düşünmekle de ilgilidir; çünkü konuşmak, düşünceleri aktarmanın bir yoludur.
Düşünen bir insan gayri ihtiyari parmağını ağzına götürür. Demek ki bazı insan davranışları bin yıllar da geçse değişmiyor 😊 Acaba Homo Sapienler de aynı davranışı gösteriyor muydu?
6

Yorgunluk, bitkinlik, uyuşukluk gibi durumları anlatır.


7

Güç, kuvvet, güçlü olmak gibi kavramları ifade eder.
Antik Mısır’da bu   kavramları karşılayan kelime “nekht” dir.
Demek ki Antik Mısırlılar da o dönemde güç gösterisi için pazılarını gösteriyormuş=) Bu da bin yıllardır değişmeyen bir güç gösterisi davranışı olsa gerek 😊
8

Yürümek, ilerlemek gibi kelimeleri ifade eder.
 Ters yöndeki gösterimi “uzaklaşmak” anlamındadır.

9

Bahsi geçen kişinin veya özelliklerin bir “Tanrı”ya ait olduğunu gösterir.
Kadın kişisini sembolize eden hiyeroglifle karıştırmayınız. Bunda bıyık detayı var.

10

Bahsi geçen kişinin veya özelliklerin bir “Tanrıça”ya ait olduğunu gösterir.
Antik Mısır’da bu sembol “Arat” olarak isimlendirilirdi (sembollerin de Yunancası daha popülerdi, bir önceki yazımı okuyanlar hatırlar, o yüzden yunancasını da söyliyim: “Uraeus”).
Firavunların başlıklarında bu sembolü sıklıkla görmeniz mümkün. Bu durum, firavunların tanrı ve tanrıçaların yeryüzündeki yaşayan görüntüsü olarak sayılmaları düşüncesinin bir ifadesidir.
Firavun Tutankamon'un altın maskesinin üstünde Arat (Uraeus) sembolünü görebilirsiniz.
11

Tanımladığı kelimenin ilahi veya kutsal olduğunu gösterir.
Antik Mısır’da bu kelime “neter” olarak isimlendirilirdi.
Tanımlanan kelime bir Tanrı, Tanrıça veya kutsal bir şeyle ilgili olabilir.
12

Tanrı Ra’yı sembolize eder. Aynı zamanda Güneş diski demektir.
Zaman ve zamanın bir bölümünü anlatmak için de kullanılır
Antik Mısır’da her şehrin bir tanrısı veya tanrıçası vardı. Tanrı Ra, Antik Mısır’da Anu şehrinin tanrısıydı. Anu şehrinin, daha popüler olan Yunanca ismi Heliopolis’tir.
13

Ateş, sıcaklık, ısı


14

Ateş, sıcaklık, kandil vb. anlamlara gelmektedir.


15

Hayvanları sembolize eder.


16

Ağaç, yeşillik alan, yeşillik gibi kavramları sembolize eder.


17

Yol, patika, cadde   gibi kavramları sembolize eder.


18

Bıçak, bir şeyi kesmek kelime ve eylemlerini sembolize eder.


19

Bir şeyi yutmak eylemini anlatır. Ayrıca küçük, minik, negatif, kötü, kusurlu gibi kelimeleri de ifade eder.
Olumlu ve olumsuz anlamları aynı anda ifade ettiğinden kelimenin gidişine göre anlamına karar vermeniz gerekir.

20

“Toprak parçası” anlamına gelir.


21

Toprak, kara, arazi anlamındadır.
Antik Mısır’da bu hiyeroglif “ta” olarak isimlendirilirdi.

22

Bu hiyeroglif de toprak, kara, arazi anlamındadır.
Antik Mısır’da bu hiyeroglif de “ta” olarak isimlendirilirdi.

23

Dörtyol, kavşak, dörtyol ağzı anlamlarına gelmektedir.
Genelde bu sembolü gördüğünüz zaman bahsedilenlerin bir şehirle ilgili olduğunu düşünebilirsiniz.

24

Genellikle papirüsü ya da kitabı sembolize eder.
Antik Mısırlılar bilgeliklerini ve felsefelerini papirüslere yazdıkları için söz konusu bu hiyeroglif aynı zamanda “bilgelik” anlamındadır.

25

Gökyüzünü sembolize eder. Bazı yerlerde “cennet”i de sembolize etmektedir.
Antik Mısır’da bu hiyeroglif “pet” olarak isimlendirilirdi.




“Gökyüzü” ya da “cennet” kelimesini sadece belirtme sıfatını kullanarak  anlatabileceğiniz gibi bir önceki dersimizde göstermiş olduğum hiyeroglifleri kullanarak da yazabilirsiniz (tıpkı Japoncada kitap kelimesinin hem Hiragana hem de Kanji alfabesiyle yazılması gibi):
Gökyüzü, cennet (pet)=  
P= 
T= 
Şimdi aklınıza gelmiş olabilir: “Biz bu hiyeroglifleri kullanarak “pt” yazmış olmadık mı? Hani ortadaki “e” harfi?”

Şunu bilmelisiniz ki Antik Mısırlılar hiyeroglifleri yazarken sesli harfleri kullanmıyorlardı. Tıpkı günümüz insanının mesaj yazarken sesli harfleri çıkarıp sadece kelimenin iskeletini kullanması gibi: (merhaba yerine mrb, selam yerine slm ve dahası gibi, bunu bile Antik Mısırlılar bulmuş diyesim var 😊 )

Yukarıdaki örneğimize dönersek de bahsettiğim sebep üzerine “gökyüzü” kelimesini yazarken “pet” yerine p ve t harflerini karşılayan hiyeroglifleri kullandık; fakat telaffuz ederken “pet” şeklinde telaffuz etmemiz gerekir. Peki gökyüzü kelimesinin “pet” değil de “pat” veya  “pot” olmadığını nasıl buldular? Konu yine zat-ı muhterem Champollion’a geliyor. Demotik ve Grek yazı stillerini bilen Champollion, bu yazı stillerinde gökyüzü” kelimesinin nasıl yazılıp telaffuz edildiğini de bildiğinden sadece p ve t harflerini karşılayan hiyeroglifleri kullanarak yazılmış olan “gökyüzü” kelimesinin de “pet” olarak telaffuz edilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.

Bir sonraki dersimizde hiyerogliflerin yazılış ve okunuş yönü, çok sesi karşılayan hiyeroglifler ve sayı ifadelerine giriş yapacağız. Böylece Antik Mısır Tanrı ve Tanrıçaları ile firavun isimlerini okuyabileceğiz.

O zamana kadar Medtu Neter’le kalın!