23 Şubat 2021 Salı

Antik Mısır'ın Kutsal Dokuzluları-Büyük Ennead

Kutsal dokuzlu deyince aklınıza belki Tarot kartları gelmiş olabilir. Tarot’a ilgili olanlar bilirler ki Tarot’ta “Kupa Dokuzlusu”, “Kılıç Dokuzlusu”, “Değnek Dokuzlusu” ve “Para Dokuzlusu” olmak üzere küçük arkana kartları vardır. Bu kartlar tek haneli sayıların sonuncusu ve 10 sayısından bir önceki sayı olan dokuz ile ilişkili olmaları sebebiyle süreç, gelişim ve zirveden oluşan bir döngüyü ifade eder. Şöyle ki bir rakamı, sürecin başlangıcını oluştururken iki rakamı ile süreç şekillenmeye başlar ve dokuz, süreçle ilgili zirveye ulaşıldığının habercisidir.

Dokuz rakamı ile ifade edilen döngü sürekli kendini tekrar eden bir döngü değil, değişim ve gelişim ile sonuçlanan bir döngüdür. Bahsi geçen kartlar da genel olarak “bir şeyi tamamlamaya yaklaşıldığı”, “bir sonraki döngüye hazır olmayı"-zira dokuzdan sonra 10 gelir ve 10, yeni bir serinin başlangıcıdır- “içsel tamamlanmışlığı” ve “niteliklerin farkına varmayı” temsil eder. Tarot’ta dokuz sayısı, gelişim ve değişimle sonuçlanan bir döngüyü ifade etmesi ve tek haneli sayıların zirvesi olup yeni bir serinin (iki haneli sayıların) başlangıcına zemin hazırlaması sebebiyle kutsaldır.


Kupa Dokuzlusu, Tarot'ta bolluğu resmeden bir küçük arkana kartıdır. Kartın temsil ettiği kişi zenginliğini göstermeyi sever ve bunun tadını çıkarır; fakat kart bu kişiyi zenginliği konusunda ağırbaşlı davranması gerektiği yönünde uyarmaktan geri durmaz.


Antik Mısır’ın Kutsal Dokuzluları ile Tarot’un Dokuzluları arasında kutsallık ve olumlu yönde sonuçlanan döngüsellik açısından ortak bir nokta bulabiliriz. Zira Antik Mısır’da yaradılışın ve tekil iken çoğul olmanın tezahürü Kutsal Dokuzlulardır. Kutsal Dokuzluların Yunan dilindeki karşılığı “Ennead”dır. Antik Mısır dilinde ise dokuz tanrı ve tanrıçadan oluşan kutsal dokuzlular “Pesdjet” olarak isimlendirilmiştir. Antik Mısır’la ilgili isimlerin Yunan dilindeki karşılıklarının daha popüler olması sebebiyle Ennead ismi Pesdjet ismine göre daha çok bilinir. Örneğin Antik Mısır’da yazı ile dillerin yaratıcısı ve Ay tanrısı olarak bilinen Thoth’un Antik Mısır dilindeki karşılığı “Djehuty”dir. Thoth ise Djehuty’nin Yunan dilindeki karşılığıdır ve Djehuty’e göre dünya genelinde daha çok bilinir.

Antik Mısır'da yazı ile dillerin yaratıcısı, Ay tanrısı Thoth. İsminin Antik Mısır dilindeki karşılığı "O, ibis gibidir." anlamına gelir. İbis başlı olarak resmedilmesinin sebebi budur.

Antik Mısır’da çoktanrıcılığın egemen olması sebebiyle bir hayli fazla sayıda tanrı ve tanrıça yer almaktaydı. Tanrı ve tanrıçaların sayısının oldukça fazla olması sebebiyle Mısırlı rahipler tanrı ve tanrıçaların soyu hakkında bir karışıklık olmaması için çeşitli sınıflandırmalar yapmışlardır (evet, tanrı ve tanrıçalar evlenip diğer tanrı ve tanrıçaları doğururdu). İşte tanrı ve tanrıçaların genellikle soyağacından türeyen bu tür sınıflandırmalar “Ennead” olarak isimlendirilmiştir. Her ne kadar Ennead, kelime karşılığı olarak “dokuz” anlamına gelse de Ennead’ı oluşturan tanrı ve tanrıçaların sayısı her zaman dokuz olmak zorunda değildi. Zira Antik Mısır’da Ennead, rakamsal karşılığının çok ötesinde kutsal bir anlama sahipti.

Antik Mısır’da çoğulluk, üç rakamı ile ifade edilirdi. Triad (Üçlü) olarak ifade edilen Kutsal Üçlü gösterimleri sıklıkla yapılırdı. Tıpkı Osiris, İsis ve Horus’tan oluşan kutsal üçlü ya da Atum, Shu ve Tefnut’tan oluşan kutsal üçlü gibi. Hatta Atum’dan oluşan Triad ile ilgili olan bir pasajda şu sözler geçer: “O birdi ve üç oldu, Shu ve Tefnut’u doğurduktan sonra” (burada tanrı Atum kendinden Shu ve Tefnut’u meydana getirmiştir).


Osiris, İsis ve Horus'tan oluşan bir Kutsal Üçlü (Triad). Görseldeki heykel, Louvre Müzesi'nde sergilenmektedir.

Antik Mısır’da üç rakamı tanrısal birlikten oluşan çoğulu simgelediği için dokuz rakamı da “çoğulun çoğulu” demekti. Dolayısıyla Ennead, Antik Mısır’da rakamsal karşılığının çok ötesinde, “kutsallığın büyütülmüş hali”ni, kutsal tanrı ve tanrıça birliklerini simgeler. Bu nedenle Ennead’ı oluşturan tanrı ve tanrıçaların sayısı dokuz olmak zorunda değildir. Örneğin Antik Mısır dilinde Waset olan ve Yunanca karşılığı-ki daha çok bu isimle bilinir-Teb (Thebes) olan bölgenin (günümüzde bu bölgede Mısır’ın Luksor şehri yer alır) kutsal dokuzlusu, yani Ennead’ı 15 tanrıdan oluşuyordu. Öte yandan Horus, Anubis, Maat ve Thoth’dan oluşan Ennead ve Horus’un dört oğlundan oluşan Ennead’lar da bulunmaktaydı. En önemli Ennead ise Antik Mısır’ın en eski ve önemli dini merkezlerinden biri olan ve “Güneş’in Şehri” olarak bilinen Heliopolis’in Kutsal Dokuzlusudur.


Heliopolis'in Kutsal Dokuzlusu-Büyük Ennead

Heliopolis’in Kutsal Dokuzlusunun başlangıcı Güneş Tanrısı Atum’du. Atum, kendinden hava tanrısı Shu ve Nem tanrıçası Tefnut’u yaratmıştır. Hatta Tefnut’u tükürmüştür de diyebiliriz. Zira Tefnut adı, tükürmek anlamına gelen “tfn” fiiliyle bağlantılıdır. Shu ve Tefnut birlikteliğinden yeryüzü tanrısı Geb ve gökyüzü tanrıçası Nut yaratılmıştır. Geb ve Nut birlikteliğinden ise söz konusu tanrı ve tanrıçalara göre daha popüler olan Osiris, İsis, Nepthys ve Seth yaratılmıştır. İşte Heliopolis’in Kutsal Dokuzlusu bu tanrı ve tanrıçalardan oluşmaktadır. Söz konusu Kutsal Dokuzluya bazı metinlerde 10. Tanrı olarak Horus’un dâhil edildiği görülmüştür. Horus, bazen Osiris ve İsis’in çocuğu olarak, bazen de Nut’un beşinci çocuğu olarak Kutsal Dokuzluya dâhil edilmiştir. Örneğin eski krallığa ait piramit metinlerinde Horus, Nut’un beşinci çocuğu olarak belirtilir. Hatta bu durum, yılın 365 gün olmasının da bir sebebi olarak Yunan tarihçi Plutarch tarafından şöyle aktarılır:

Güneş tanrısı Helios (Antik Mısır’daki karşılığı Ra’dır), tanrıça Rhea’yı (Antik Mısır’daki karşılığı Nut’tur) yılın 360 günü boyunca doğum yapamasın diye lanetler. Hermes (Antik Mısır’daki karşılığı Thoth) bu sebeple yıla beş gün ekler ve bu günler içinde Nut, beşinci çocuğunu, yani Horus’u dünyaya getirebilir. Böylece bir yıl artık 360 gün değil, 365 gün sürer.

Heliopolis’in Kutsal Dokuzlusuna 10.tanrı olarak Horus’un dâhil edilmesiyle kutsal döngü tamamlanır. Kutsal Dokuzlu tamlığa ve kendi içinde bir sona ulaşmış olur; fakat Imhotep’in (Mumya filminden hatırlayın) de söylediği gibi her son bir başlangıçtır. Bu sebeple söz konusu tamamlanmışlık yeni Ennead’ların oluşmasına/yaratılmasına aracılık eder. Tıpkı Horus’un dört oğlundan oluşan Ennead veya diğer tanrı ve tanrıçalarla birlikte oluşturduğu Ennead’lar gibi. Başlangıç-süreç-tamamlanmışlık ve son döngüsü yeni bir seri (başlangıç) oluşturur ve böylece kutsal döngüler devam eder.


Imhotep, Mumya filminin son sahnesinde "Ölüm sadece bir başlangıçtır." derken

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder